Son Konulardan

  • TC İnkılap Tarihi Atatürkçülük
  • Sosyal Bilgiler 5
  • Sosyal Bilgiler 6
  • Sosyal Bilgiler 7

Atatürk İlkeleri

Cumhuriyetçilik: Doğrudan doğruya millet egemenliğine dayanan, yöneticileri halkın oyu ile belli bir süre için seçilen devlet biçimine “cumhuriyet” denir.

Cumhuriyetçilik; ulusçu, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu bir ilkedir.

İlkenin özü cumhuriyet yönetimini korumak, yüceltmek ve yaşatmaktır.

Anayasamızın birinci maddesinde; “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” hükmü yer alır. Bu hüküm değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. İkinci maddesinde ise cumhuriyetçiliğin nitelikleri yer almaktadır.

 Devamı için tıklayın

Atatürkçülük

Temel esasları Atatürk tarafından belirlenen; devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel kurumlarına, devletin rejimi ve işleyişine ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere Atatürkçülük denir.

Atatürkçülük; Türk milletinin, bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması; devletin, millet egemenliği esasına dayandırılması, aklın ve ilmin rehberliğinde, Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacını hedef alır.

Devamı için tıklayın

 Kılık Kıyafet Kanunu (3 Aralık 1934) ve Şapka Kanunu (25 Kasım 1925) 

 Kılık kıyafet insanların hayat tarzlarını ve kültürlerini yan­sıtır. Osmanlı Devleti zamanında giyimde birlik yoktu. Osmanlı devletinde giyim kuşam her milletin kendi örfüne göre düzenlenirdi. II. Mahmut devlet adamları ve askerler arasında kıyafet birliği sağlamaya çalıştı.

 M. Kemal, Türk insanının çağdaş bir görünüm kazanması ve giyimde birliğin sağlanması için çalışmalar yaptı. Ata­türk Kastamonu'ya yaptığı gezide şapkayı tanıttı. 25 Ka­sım 1925'te de şapka kanunu çıkarıldı.

Devamını okumak için tıklayın

Cumhuriyet ile saltanat arasındaki fark : Cumhuriyet halkın kendi iradesi ile seçtiği insanlar tarfından yönetilmesidir.Cumhuriyet yönetiminde millet egemenliğini kendi elinde tutar ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığı ile kullanır.Monarşi ise halkın seçmediği babadan oğula (saltanat) geçen bir yöneticinin(Padişah,Kral,Sultan vs.) mutlak hakimiyeti altında yönetilmesidir.Halkı yönetme yetkisi sadece devleti kuran hanedana aittir.Örneğin Osmanlı Devleti'ni yöneten tüm padişahlar yerlerini oğullarına bırakmışlardır.

        Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey oğlu Orhan Bey'e,Orhan Bey Oğlu 1. Murat' a yönetimi saltanat şeklinde devretmiştir.Cumhuriyet sisteminde ise yöneticiler  farklı ailelere mensuptur.Mesela ilk cumhurbaşkanı Atatürk ile 2. cumhurbaşkanı ve diğer hiç bir cumhurbaşkanı arasında kan bağı yoktur.

 

Bilgi Kaynakları

Bilgi edinmek amacıyla kullandığımız yayınlara bilgi kaynakları denir. Günlük gazeteleri okuyarak dünya ve ülkemizde olup biten siyasi, ekonomik, politik, sanat, spor ve bilimsel gelişmelerle ilgili haber, bilgi, değerlendirme ve görüşleri takip edebiliriz. Ancak gazetelerde yer alan yazı ve resimleri yeterli görmediğimiz durumda dergi, kitap, ansiklopedi, internet gibi kaynaklardan daha geniş bilgi edinebiliriz. Günümüzde internet, bilgi edinmede kullanacağımız en hızlı iletişim araçlarındandır. Internet doğru kullanıldığında çok önemli bir bilgi kaynağıdır.

Bilgi edinmek üzere başvuracağımız diğer kaynaklar ise şunlardır:

Kitaplar:Bir konuda çeşitli düzeylerde bilgi içeren, genellikle tek ciltten oluşan, bir veya daha fazla yazar tarafından yazılmış temel bilgi kaynaklarıdır. Sözlükler: Bir sözcüğün yazılışını, okunuşunu, anlamını veya başka dillerdeki karşılığını öğrenmek için başvurulan kaynaklardır. Ansiklopediler: Çeşitli konularda belirli bir yönteme göre düzenlene, bilim, sanat gibi uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran ve genellikle birkaç ciltten oluşan kitaplardır.

Bilimin Öncüleri

Türk Bilim Öncülerinden bazıları

Piri Reis: Eşsiz bir harita ve deniz bilimleri üstadı olmasının yanı sıra, Osmanlı tarihinde izler bırakmış kaptandır. 1513 tarihli ilk dünya haritasını çizdi. Derlediği denizcilik notlarını bir Denizcilik Kitabı(seyir kılavuzu) olan Kitab-ı Bahriye'de bir araya getirdi.

Farabi: Doğa bilimleri ve felsefe tarihi alanında yaklaşık 100 eser yazdı. Felsefe ve mantık alanında yaptığı çalışmaları ile büyük ün kazanmış bir bilim adamıdır.

İbn-i Sina:Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve beceri gerektiren çeşitli alanlarda çalışmalar yapmıştır. "Tıbbın Kanunu" adlı eseri XII. Yüzyılda Latince'ye çevrildi. İbn-i Sina 700 yıl Avrupa'nın tıp hocası oldu.

Cahit Arf:Şu anda kullandığımız 10 liraların arkasında fotoğrafı yer alan Cahit Arf, dünyaca ünlü bir matematikçimizdir. Kendi adıyla bilinen matematik kuramları ile dünya çapında tanınır.

Buluşlar ve Teknolojik Gelişmeler

Mucit; yeni bir buluş ortaya koyan, icat eden kişiye mucit denir. Buluş(İcat), bir şeyi ilk kez ortaya koymaya veya icat edilmeye denir.

Buluşlar, insanoğlunun ihtiyaçlarını karşılama ve karşılaştığı problemleri çözme gayret ve merakından doğmaktadır. Bununla beraber, planlı ve sürekli bir çalışma gerekmektedir.

Buluşlar ve icatlar insan yaşamını kolaylaştırır ve değiştirir.

Teknoloji bilimsel bilgilerden yararlanarak insan oğlunun ihtiyaçlarına uygun alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yetenektir.

Bilim ve teknoloji arasında sıkı bir ilişki vardır. Buluşlar, teknolojik gelişmeler sayesinde zamanla gelişmiş ve işlevleri artmıştır.

Buluşların çok azı tesadüf sonucu ya da aniden ortaya çıkmıştır. Buluşların ortaya çıkması için insan oğlunun belli bir bilimsel ve teknolojik birikime sahip olması gerekmiştir. Günümüzde buluşların çoğu, daha önce yapılan çalışmaların, birikimlerin ve aletlerin geliştirilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Buluşların Hayatımıza Etkileri

1. Olumlu Etkileri:

Günlük hayatımızda pek çok teknolojik buluşu kullanmaktayız. Bu buluşlar iletişimden sağlığa, eğitimden ulaşıma, beslenmeden eğlenceye kadar bir çok alanda yaşantımızı kolaylaştırmaya devam etmektedir.

İnsanlar, yeryüzünde var oldukları ilk çağlardan itibaren çevresini incelemeye ve ondan yararlanmaya çalışmıştır.Beslenebilmek için büyük çabalar sarfetmişlerdir. İlk çağlarda insanların kullandığı aletleri taşları yontarak yapmışlardır.

Ancak, yıllar geçtikçe alet yapma tekniklerini geliştirmişlerdir. Taş aletlerin bir ucu kesme işlemleri için sivriltip diğer ucunu ise elle tutmak için yontmuşlardır.

Göçebe hayatı terk ederek yerleşik geçen insanlar evler, köyler ve şehirler kurmuşlardır.

Mucitler ve Bilimadamları

Bilim: Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak sonuçlar çıkarmaya çalışan düzenli bilgidir.

Bilim Adamı (Bilim insanı): Bir soruna çözüm bulmak için harekete geçen kişidir.

Bilim İnsanının Özellikleri:

İyi bir gözlemcidirler.

Şüphecidirler. Olup biteni olduğu gibi kabul etmezler.

Eleştiricidirler ve eleştiriye açıktırlar.

Meraklı, sorgulayıcı ve araştırmacıdırlar.

Hun İmparatoru Metehan

Asya milletlerini ilk kez avucunda toplayan büyük hükümdar. Çin Seddi'ni ilk aşan Hun soyunun büyük Hakan'ı...Babasından bile gelse adaletsizliği kabul etmeyen Han Yabgu'su... Büyük Okyanus'tan Hazer’e Keşmir'den Kuzey Sibirya'ya kadar Asya'yı kaplayan toprakları avucunda tutan adam: Mete Han.

Osmanlı tarihçileri kendisini Oğuz Han olarak tanıtırlar. Osmanlıların da kökeni olan Oğuz boyu birçok imparatorluğa ve cihangire kaynaklık etmiştir. Oğuz boyundan gelen Mete Han'ın doğduğu tarih belli değildir. M.Ö. 209'da tahta çıktığı bilinir. 35 yıl Asya'ya hükmettikten sonra M.Ö. 174'de ölmüştür.

Babası Hun imparatorluğunun kucusu Teoman (Tuman)'dı. Teoman Han son karısından olan oğlunu tahta geçirmek istiyordu. Oysa Hanlığın beyleri ve Mete buna razı değildiler. Böyle bir tercih hem törelere uygun düşmüyor hem en yeteneklinin başa geçmesi faziletine gölge düşürüyordu. Mete Han babasının veliahtlık kararını reddetti. Kendisini destekleyen beylerle birlikte 10.000 kişilik bir ordu kurdu ve babasının üzerine yürüdü. Kanlı savaşlarda Teoman Bey de sevdiği karısı da genç veliaht da öldüler. Böylece rakipsiz olarak Mete Han ilan edildi. (M.Ö.209)

Devamını okuyun

kültigin anıtı

Kültigin Anıtı:3,35 metre yükseklikte, kireçtaşından yapılmış ve dört cephelidir. Doğu-batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimetredir. Kuzey-güney cepheleri de aşağıda 46, yukarıda 44 santimetredir. Üst kısım kemer şeklinde ve yukarıda beş kenarlı olarak bitmektedir. Anıttaki satırların uzunluğu 235 santimetredir. Yazıtın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13'er satır Göktürk harfli Türkçe metin vardır. Batı yüzünde ise, devrin Tang İmparatoru'nun Köl Tigin'in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Batı yüzde Çince yazılar dışında yazıta sonradan eklenmiş Göktürk harfli iki satır bulunmaktadır. Yazıtın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de (pahlarda) Göktürk harfli Türkçe metinler mevcuttur. Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan'ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir. Yazıtın doğu, kuzey ve güney yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin, batı yüzünün yazıcısı ise, Tang İmparatoru Hiuan Tsong'ın yeğeni Çang Sengün'dür.

Devamını okuyun


Köktürk Alfabesi: İlk Türk alfabesinden günümüze kalan en büyük kalınıtılar Köktürkler döneminde dikilen yazıtlarda karşımıza çıkmaktadır. Çözülüp değerlendirilmeleri ancak XIX. yüzyıl sonunda mümkün olmuştur. Bunlardan ilk bulunanları Yenisey Irmağı boyundaki yazıtlar olmuştu. 1889'da da Orhon yazıtları diye anılan iki büyük yazıt daha ortaya çıkarılmıştı. Öteki yazıtlardan farklı olarak bunların arka yüzlerinde Çince metinler de vardı. Yani Ankara`daki Augustus Tapınağı`nda olduğu gibi iki ayrı dilde yazılmışlardı. Danimarkalı Türkolog Wilhelm Thomsen, 1893`te bu yazıtları çözmüş, böylece bunların Kültigin ve Bilge Kağan tarafından diktirildikleri, yazının Türklere özgü bir alfabe, dilin de eski Türkçe olduğu meydana çıkarılmıştı.

Devamı için tıklayın

 Kök Türk Parasında Ay-Yıldız: Orta Asya’da yapılan kazılarda Göktürkler’e ait sikkeler bulundu. Sikkelerdeki ay-yıldız motofi, Türkler’in ay yıldızı İslamiyetten önce de kullandığının en somut kanıtı olarak gösteriliyor.Arkeologlar tarafından Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’da yapılan kazılarda ortaya çıkarılan toplam 104 sikke, ilk olarak geçen yıl Kırgızistan’da yapılan uluslararası bir konferansta kamuoyuna duyuruldu.Altıncı ve yedinci yüzyılda basıldığı tahmin edilen ay yıldız motifli sikkelerin, Türk tarihindeki en eski paralar olduğu bildirildi.

Devamını okumak için tıklayın

 12 Hayvanlı Türk Takvimi, 12 yılın 5 katı olan 60 yıllık devreleri ile Göktürkler’de, Uygur Türkleri’nde, Tuna Bulgarları’nda, İtil Bulgarları’nda ve daha önceleri de büyük ihtimalle Hun Türkleri’nde kullanılmış olup, Türkler arasında çok yaygın bir sistem olmuştur. Göktürk Yazıtları, Uygur kitap ve hukuk belgeleri, Tuna Bulgarları’nın yazıtları, Bulgar Hakanları Listesi bu takvimle tarihlendirilmiştir. Hatta, Manas Destanı’ndaki bazı olaylar bile On İki Hayvanlı Türk Takvimi ile tarihlendirilmiştir.

Edouard Chavannes’in “Le Cycle turc des Douze Animaux 12 Hayvanlı Türk Takvimi”, adlı araştırmasına göre Asya’da kullanılan 12 Hayvanlı takvim Türkllere ait bir takvim sistemiydidi ve Çinliler bu takvimi Türklerden almışlardı. Chavannes bu yüzden de araştırmasının adını 12 Hayvanlı Türk Takvimi koymuştur.

Devamı için tıklayın

Önemli buluşlar

Pusula

Pusula görünüşte çok basit bir alet olmasına karşın, sebep olduğu gelişmeler bakımından çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Çinliler tarafından bulunan pusula Talaş Savaşı'ndan sonra Müslüman Araplar tarafından öğrenilmeye başlanmıştır. Haçlı Seferlerinden sonra Avrupalılar pusulayı kullanmaya başlamışlardır.

Pusulanın kullanılmasından sonra gemiciler açık denizlere açılmaya başlamıştır.

Dünyanın bilinmeyen bölgelerine gidilmiş ve yeni kıtalar keşfedilmiştir

Devamı için tıklayın

OSMANLI’DA EĞİTİM KURUMLARI

Sıbyan Mektebi: Şimdiki İlköğretim kurumlarıdır. Hemen her mahallede bulunurdu. Okuma-yazma öğretilen okullardır. Günümüzdeki ilkokul seviyesinde eğitim verirdi.

Medrese: Medreseler orta ve yükseköğretim kurumlarıydı. Padişahlar, vezirler ve varlıklı kimseler tarafından yaptırılırdı. İstanbul’un en büyük medreseleri Fatih ve Kanuni dönemlerinde yaptırıldı. Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan

Sahn-ı Seman Medresesi ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Sahn-ı Süleymaniye Medresesi dönemin ünlü medreseleriydi. Bu medreseler zamanın üniversiteleri niteliğindeydi. Medreselerde İslami bilimler (Kur’an, kelam, hadis, tefsir, fıkıh) ve pozitif bilimler (matematik, astronomi, tıp, tarih, coğrafya vb.) dersler okutulurdu. Medreselerden mezun olanlar kadı, kazasker, müftü, müderris vb. olurlardı. Medreselerde ders veren öğretmenlere “müderris” denirdi.

Devamı için tıklayın

KEŞİFLER

İlk keşif seyahatleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika sahillerinde 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Bu seyahatler sonucunda Kanarya ve Azor Adaları keşfedildi.Coğrafi Keşifleri ilk başlatanlar Portekizliler ve İspanyollar’dır.

Devamını okumak için tıklayın

KEŞİFLER

    • İlk keşif seyahatleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika sahillerinde 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Bu seyahatler sonucunda Kanarya ve Azor Adaları keşfedildi.

  • Coğrafi Keşifleri ilk başlatanlar Portekizliler ve İspanyollar’dır.

Portekizlilerin Keşifleri

  • Portekizli Bartelmi Diyaz, Afrika’nın güneyini dolaşarak Ümit Burnu’nu buldu (1486). Böylece Hindistan’a deniz yolu ile ulaşma imkânı elde edilmiş oldu{goster}Yazının devamı İçin Üye Girişi Yapın yada Kayıt Olun !{/goster}
    {gizle}
  • Portekizli Vasko dö Gama, Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan’ın Kalküta Limanı’ndan Portekiz’e ulaştı. Böylece Hint Deniz Yolu’nu buldu (1497).
  • Portekizliler Güney Amerika’da Brezilya’yı da keşfettiler (1500).

İspanyolların Keşifleri

  • Kristof Kolomb 1492 yılında Amerika’nın orta ve güney kıyılarını buldu, fakat yeni bir kıta bulduğunu anlamadı.
  • Kristof Kolomb’un ölümünden sonra Ameriko Vespuçi adında bir İtalyan gemici, Amerika’nın yeni bir kıta olduğunu ilan etti (1492–1502). Bu yeni kıtaya Amerika denildi.
  • Portekizli Macellan ve Del Kano, Dünya’yı dolaşarak yuvarlak olduğunu ispatlamak için 1519’da Atlas Okyanusu’na açıldı. Filipin adalarında yerlilerle yapılan savaşta Macellan hayatını kaybetti. Dünya gezisini Del Kano tamamladı. Böylece dünyanın çevresi ilk kez dolaşılarak yuvarlak olduğu ispatlandı (1519–1522).

NOT: Hollandalılar Güney Asya ülkelerini, İngiliz ve Fransızlar da Kuzey Amerika’nın iç kısımlarını keşfettiler.

Coğrafi Keşiflerin Sonuçları

  1. Keşifler, dünya tarihinde önemli sosyal, siyasal, ekonomik ve dini değişikliklere neden olmuştur. Bu durum, keşiflerin evrensel yönünü ortaya koymaktadır.
  2. Eski ticaret yolları değişti. Akdeniz, doğu-batı ticaretindeki önemini kaybetti. Baharat ve İpek Yolları önemini kaybetti.
  3. Atlas Okyanusu Limanları önem kazandı.
  4. Keşif yapan milletler, keşfettikleri ülkeleri ele geçirerek sömürge imparatorlukları kurdular (en önemlileri; İspanya, Portekiz, İngiltere, Fransa).
  5. Yeni ülkelerde bol olarak bulunan altın ve gümüş gibi madenler, Avrupa’ya getirildi ve ticaretle uğraşan burjuva sınıfı zenginleşti. Bunlar soyluların topraklarını satın aldılar ve soylular eski güçlerini kaybettiler.
  6. Burjuva sınıfının zenginleşmesi sonucu Avrupa ürünleri yeni pazarlar bulmuştur. Bu da Sanayi Devrimi’ne ortam hazırladı.
  7. Amerika, Avustralya, Antarktika gibi yeni kıtalar, yeni ticaret yolları, yeni uygarlıklar (Aztek, İnka, Maya vb.) bulundu ve tanındı.
  8. Domates, vanilya, patates, tütün gibi yeni bitkiler ile yeni hayvan türleri tanındı ve Avrupa’ya taşındı.
  9. Dünyanın yuvarlak olduğu kanıtlandı.
  10. Keşfedilen yerlere, özellikle Amerika’ya Avrupa’dan göçler olmuş, bu durum Avrupa kültür ve medeniyetinin yayılmasını sağladı. Avrupa’da işsizlik azaldı.
  11. Hıristiyanlık yayıldı. Ancak bazı bilimsel gerçeklerin (Dünya’nın düz olduğu gibi) ortaya çıkması sonucu Hıristiyanlık dini zayıfladı, kiliseye ve din adamlarına duyulan güven azaldı.
  12. Zenginleşen Avrupalılar, kültür ve sanat hareketlerini destekledi. Böylece Avrupa’da Rönesans’ın doğmasına ortam hazırlandı.

Osmanlı Ordusu (Kısa anlatım)

Osmanlı ordusu Kara Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri olmak üzere iki ana bölüme ayrılırdı.

A-Kara Kuvvetleri

Osman Bey devrinde düzenli bir ordu yoktu. İlk düzenli  ordusu, Orhan Bey zamanında Yayalar (piyadeler) ve Müsellemler (atlılar) adıyla kurulmuştur.
I.Murat Kapıkulu Ocaklarını kurdu.

1-Kapıkulu Askerleri:

Başlangıçta savaş esirleri arasından seçilenlerden oluşurdu (Pençik Sistemi).  Ancak I. Mehmet zamanında hazırlanan “Devşirme Kanunu” ile Hıristiyan halk arasından seçilen gençlerden oluşturulmaya başlanmıştır.
Kapıkulu askerleri padişaha bağlı olup üç ayda bir “ulufe” denen maaşı alırlardı. Bu askerler özel olarak yetiştirilirlerdi.
Kapıkulu Askerleri Piyade (yaya) ve Süvari (atlı) olmak üzere ikiye ayrılırlardı.

a-Kapıkulu Piyadeleri

●Acemi Oğlanlar Ocağı: Devşirme kanununa göre toplanan Hıristiyan çocukları bu ocakta eğitilir ve kabiliyetlerine göre diğer ocaklara gönderilirdi.

●Yeniçeri Ocağı:  Ocaklar içerisinde en önemlisi idi. Yeniçerilerin komutanı Yeniçeri Ağası idi. Yeniçeriler savaşta padişahın otağının yanında bulunurlardı. Barış zamanında İstanbul’da şehrin güvenliğini sağlarlardı. Ayrıca yangın söndürme gibi işlere de bakarlardı.

●Topçu Ocağı:  Top döken, topçulukla ilgili malzemeleri hazırlayan ve savaşlarda topları kullanan sınıftır.

●Top Arabacıları Ocağı:  Sefer sırasında topları savaş bölgesine götüren sınıftır.

●Humbaracı Ocağı: Havan topları (Humbara) ve el bombası yapımı ile uğraşılardı. Komutanlarına Humbaracıbaşı denirdi.

●Cebeci Ocağı: Ordunun silahlarını hazırlayan ve savaş alanına taşıyan sınıftır. Komutanlarına Cebecibaşı denirdi.

●Lağımcı Ocağı: Kuşatma sırasında tüneller kazarak kale duvarlarını çökertmekle görevli olan sınıftır

b- Kapıkulu Süvarileri

●Sipah-Silahtar:  Savaşta hükümdarın sağında ve solunda bulunarak hükümdarı korurlardı.

●Ulufeciler: Savaşta saltanat sancaklarını korurlardı.

●Garipler:  Savaşta ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı.

2-Yardımcı Kuvvetler

Yardımcı kuvvetlerin en önemli kısmına bağlı beylik ve eyaletlerden gönderilen askerler oluştururdu.

3-Eyalet Askerleri

●Tımarlı Sipahiler: Merkeze bağlı eyaletlerde dirlik sahiplerinin besledikleri atlı askerlerdir. Bu sınıf tamamen Türklerden oluşup, Osmanlı ordusunun asıl gücünü oluştururdu. Tımarlı sipahiler barış zamanında bulundukları sancakların güvenliklerini sağlar, savaş zamanında ise bağlı bulundukları sancakbeyi ve beylerbeyinin emrinde savaşa katılırlardı.

●Akıncılar: Sınırda otururlardı. Sınırları  korumak, düşman topraklarına akınlar düzenler ve düşman hakkında bilgi toplar.

●Azaplar: Ordunun ön saflarında bulunur ve ilk hücumu karşılarlardı.

●Yörükler:Yol ve köprü yapımından sorumludur

●Sakalar: Su dağıtımından sorumludur.

●Deliler: Sınır ve sınıra yakın yerlerde otururlardı. Düşmana korkusuzca saldırmaları nedeni ile, deli olarak adlandırılmışlardır.

B- Donanma

● Osmanlı Devleti’nde ilk donanma faaliyetleri Orhan Bey zamanında Karesi Beyliği’nin alınması ile başlamıştır.
● İlk Osmanlı tersanesi, Yıldırım Bayezid zamanında Gelibolu’da kurulmuştur.
●Osmanlı donanması, Kanuni zamanında altın çağını yaşamıştır.
●Donanmanın başkomutanına “Kaptan-ı Derya” veya Kaptan Paşa denirdi. Donanmanın diğer komutanlarına “Reis” askerlerine ise “Levent” denirdi.

Content 7

Sosyalbilge Sayfamızı Beğenin

Özel Arama

Son Yorumlar

Makale Görünüm Sayısı
971065

54 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Duyuru

Sitemiz forum sayfaları açılmıştır . Sitemizden daha iyi yararlanmak için üye olunuz.

iyi vakit geçirmeniz dileği ile

sosyalbilge.com

Atatürk Resimleri

Son Üyeler

  • ardauy
  • öykü
  • karakaya
  • u_d
  • tercanlı
  • akademi52