Son Konulardan

  • TC İnkılap Tarihi
  • Sosyal Bilgiler 5
  • Sosyal Bilgiler 6
  • Sosyal Bilgiler 7

19 MAYIS; KURTULUŞ MÜCADELESİNİN YAKILDIĞI GÜN

Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan biri 19 Mayıs 1919'dur. 19 Mayıs 1919 Anadolu'da yeni Türk Devleti'nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Yüce Önder Atatürk'ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs'ı işaret etmesi bunun kanıtı sayılmalıdır.

19 Mayıs'ın millî bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da pekiştirmektedir. Atatürk, gerek Millî Mücadele döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret etti. Bu ziyaretler, o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi.

Şanlı Türk Tarihi bir çok başarılarla süslüdür. Tarihimizde yaşanmış olan bu başarılar hiçbir zaman unutulmayacaktır. Başarılarımızın hatırlanması ve bu başarıları elde eden insanlarımızın hatırlanması amacı ile belirli gün ve haftalarda bir dizi etkinlikler düzenlenmektedir.

Devamını okumak için tıklayın

Atatürk İlkeleri

Cumhuriyetçilik: Doğrudan doğruya millet egemenliğine dayanan, yöneticileri halkın oyu ile belli bir süre için seçilen devlet biçimine “cumhuriyet” denir.

Cumhuriyetçilik; ulusçu, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu bir ilkedir.

İlkenin özü cumhuriyet yönetimini korumak, yüceltmek ve yaşatmaktır.

Anayasamızın birinci maddesinde; “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” hükmü yer alır. Bu hüküm değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. İkinci maddesinde ise cumhuriyetçiliğin nitelikleri yer almaktadır.

 Devamı için tıklayın

Atatürkçülük

Temel esasları Atatürk tarafından belirlenen; devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel kurumlarına, devletin rejimi ve işleyişine ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere Atatürkçülük denir.

Atatürkçülük; Türk milletinin, bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması; devletin, millet egemenliği esasına dayandırılması, aklın ve ilmin rehberliğinde, Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacını hedef alır.

Devamı için tıklayın

 Kılık Kıyafet Kanunu (3 Aralık 1934) ve Şapka Kanunu (25 Kasım 1925) 

 Kılık kıyafet insanların hayat tarzlarını ve kültürlerini yan­sıtır. Osmanlı Devleti zamanında giyimde birlik yoktu. Osmanlı devletinde giyim kuşam her milletin kendi örfüne göre düzenlenirdi. II. Mahmut devlet adamları ve askerler arasında kıyafet birliği sağlamaya çalıştı.

 M. Kemal, Türk insanının çağdaş bir görünüm kazanması ve giyimde birliğin sağlanması için çalışmalar yaptı. Ata­türk Kastamonu'ya yaptığı gezide şapkayı tanıttı. 25 Ka­sım 1925'te de şapka kanunu çıkarıldı.

Devamını okumak için tıklayın

Cumhuriyet ile saltanat arasındaki fark : Cumhuriyet halkın kendi iradesi ile seçtiği insanlar tarfından yönetilmesidir.Cumhuriyet yönetiminde millet egemenliğini kendi elinde tutar ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığı ile kullanır.Monarşi ise halkın seçmediği babadan oğula (saltanat) geçen bir yöneticinin(Padişah,Kral,Sultan vs.) mutlak hakimiyeti altında yönetilmesidir.Halkı yönetme yetkisi sadece devleti kuran hanedana aittir.Örneğin Osmanlı Devleti'ni yöneten tüm padişahlar yerlerini oğullarına bırakmışlardır.

        Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey oğlu Orhan Bey'e,Orhan Bey Oğlu 1. Murat' a yönetimi saltanat şeklinde devretmiştir.Cumhuriyet sisteminde ise yöneticiler  farklı ailelere mensuptur.Mesela ilk cumhurbaşkanı Atatürk ile 2. cumhurbaşkanı ve diğer hiç bir cumhurbaşkanı arasında kan bağı yoktur.

 

Bilgi Kaynakları

Bilgi edinmek amacıyla kullandığımız yayınlara bilgi kaynakları denir. Günlük gazeteleri okuyarak dünya ve ülkemizde olup biten siyasi, ekonomik, politik, sanat, spor ve bilimsel gelişmelerle ilgili haber, bilgi, değerlendirme ve görüşleri takip edebiliriz. Ancak gazetelerde yer alan yazı ve resimleri yeterli görmediğimiz durumda dergi, kitap, ansiklopedi, internet gibi kaynaklardan daha geniş bilgi edinebiliriz. Günümüzde internet, bilgi edinmede kullanacağımız en hızlı iletişim araçlarındandır. Internet doğru kullanıldığında çok önemli bir bilgi kaynağıdır.

Bilgi edinmek üzere başvuracağımız diğer kaynaklar ise şunlardır:

Kitaplar:Bir konuda çeşitli düzeylerde bilgi içeren, genellikle tek ciltten oluşan, bir veya daha fazla yazar tarafından yazılmış temel bilgi kaynaklarıdır. Sözlükler: Bir sözcüğün yazılışını, okunuşunu, anlamını veya başka dillerdeki karşılığını öğrenmek için başvurulan kaynaklardır. Ansiklopediler: Çeşitli konularda belirli bir yönteme göre düzenlene, bilim, sanat gibi uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran ve genellikle birkaç ciltten oluşan kitaplardır.

Bilimin Öncüleri

Türk Bilim Öncülerinden bazıları

Piri Reis: Eşsiz bir harita ve deniz bilimleri üstadı olmasının yanı sıra, Osmanlı tarihinde izler bırakmış kaptandır. 1513 tarihli ilk dünya haritasını çizdi. Derlediği denizcilik notlarını bir Denizcilik Kitabı(seyir kılavuzu) olan Kitab-ı Bahriye'de bir araya getirdi.

Farabi: Doğa bilimleri ve felsefe tarihi alanında yaklaşık 100 eser yazdı. Felsefe ve mantık alanında yaptığı çalışmaları ile büyük ün kazanmış bir bilim adamıdır.

İbn-i Sina:Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve beceri gerektiren çeşitli alanlarda çalışmalar yapmıştır. "Tıbbın Kanunu" adlı eseri XII. Yüzyılda Latince'ye çevrildi. İbn-i Sina 700 yıl Avrupa'nın tıp hocası oldu.

Cahit Arf:Şu anda kullandığımız 10 liraların arkasında fotoğrafı yer alan Cahit Arf, dünyaca ünlü bir matematikçimizdir. Kendi adıyla bilinen matematik kuramları ile dünya çapında tanınır.

Buluşlar ve Teknolojik Gelişmeler

Mucit; yeni bir buluş ortaya koyan, icat eden kişiye mucit denir. Buluş(İcat), bir şeyi ilk kez ortaya koymaya veya icat edilmeye denir.

Buluşlar, insanoğlunun ihtiyaçlarını karşılama ve karşılaştığı problemleri çözme gayret ve merakından doğmaktadır. Bununla beraber, planlı ve sürekli bir çalışma gerekmektedir.

Buluşlar ve icatlar insan yaşamını kolaylaştırır ve değiştirir.

Teknoloji bilimsel bilgilerden yararlanarak insan oğlunun ihtiyaçlarına uygun alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yetenektir.

Bilim ve teknoloji arasında sıkı bir ilişki vardır. Buluşlar, teknolojik gelişmeler sayesinde zamanla gelişmiş ve işlevleri artmıştır.

Buluşların çok azı tesadüf sonucu ya da aniden ortaya çıkmıştır. Buluşların ortaya çıkması için insan oğlunun belli bir bilimsel ve teknolojik birikime sahip olması gerekmiştir. Günümüzde buluşların çoğu, daha önce yapılan çalışmaların, birikimlerin ve aletlerin geliştirilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Buluşların Hayatımıza Etkileri

1. Olumlu Etkileri:

Günlük hayatımızda pek çok teknolojik buluşu kullanmaktayız. Bu buluşlar iletişimden sağlığa, eğitimden ulaşıma, beslenmeden eğlenceye kadar bir çok alanda yaşantımızı kolaylaştırmaya devam etmektedir.

İnsanlar, yeryüzünde var oldukları ilk çağlardan itibaren çevresini incelemeye ve ondan yararlanmaya çalışmıştır.Beslenebilmek için büyük çabalar sarfetmişlerdir. İlk çağlarda insanların kullandığı aletleri taşları yontarak yapmışlardır.

Ancak, yıllar geçtikçe alet yapma tekniklerini geliştirmişlerdir. Taş aletlerin bir ucu kesme işlemleri için sivriltip diğer ucunu ise elle tutmak için yontmuşlardır.

Göçebe hayatı terk ederek yerleşik geçen insanlar evler, köyler ve şehirler kurmuşlardır.

Mucitler ve Bilimadamları

Bilim: Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak sonuçlar çıkarmaya çalışan düzenli bilgidir.

Bilim Adamı (Bilim insanı): Bir soruna çözüm bulmak için harekete geçen kişidir.

Bilim İnsanının Özellikleri:

İyi bir gözlemcidirler.

Şüphecidirler. Olup biteni olduğu gibi kabul etmezler.

Eleştiricidirler ve eleştiriye açıktırlar.

Meraklı, sorgulayıcı ve araştırmacıdırlar.

Monarşi

•   Tüm yetkilerin ve güçlerin tek kişide toplanmasıdır.
•   Seçim dışı yöntemler kullanılır.
•   Yetki, genellikle miras yoluyla (babadan oğula- saltanat) geçer ve tek bir kişide toplanır. Bu kişi kral,  prens, padişah, çar olabilir
•   Bu kişinin emirleri tartışılmaksızın kabul edilir.
•   Yasama, yürütme ve yargı yetkileri bu kişinin elindedir. Kimseye hesap vermez.

Geçmişte monarşi ile yönetilen ülkeler; Roma İmparatorluğu, Rusya, İngiltere Osmanlı Devleti, Fransa.

Günümüzde ise Suudi Arabistan, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, İngiltere, İspanya, Hollanda, Japonya monarşik devletlerdir.

Devamı için tıklayın

 

Haklarımız

İnsan hakları, insanların doğuştan sahip olduğu evrensel nitelikte olan haklardır.

İnsan haklarının temelini, 10 Ocak 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile 4 Kasım 1950 tarihli İnsan Haklan Sözleşmesi oluşturmuştur. Bu beyanname ve sözleşmede yaşama hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğüne verilmiştir. Bunlar bizim anayasamızda da yer almaktadır.

Anayasamızın 12. maddesince kişiliğine bağlı, dokunulamaz, devredilemez, vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahiptir." ifadesi yer almaktadır.

Temel haklar bizim anayasamızda da temel hak ve özgürlükler başlığı altında "Kişi Hakları’’, "Sosyal ve Ekonomik Haklar’’,Siyasi Haklar" olarak üç grupta ele alınmış:'

 

Devamı için tıklayın

 

20. Yüzyılda Meydana Gelen Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeler

Nükleer enerji: Maddenin en küçük birimi olan atomun parçalanması veya birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan enerji olup ‘’atom enerjisi’’de denir. Uranyum ve toryum, bu enerjinin ham maddesini oluşturur. Atom enerjisi ile ilgili ilk denemeler 20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik devletleri’nin öncülüğünde başlamıştır. Dünyanın bu enerji ile ilk tanışması ikinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombaları ile olmuştur. Bu olaydan sonra çok sayıda insan hayatını kaybetmiş Ya da sakat kalmıştır.

Devamı için tıklayın

Sosyal Bilimler

Sosyal bilimler insanları ve toplumu ilgilendiren konuları içerir. Sosyal bilimler hayatımızın her alanında yer alır. Sosyal bilimleri oluşturan bilim dalları şöyle sıralayabiliriz.

Tarih: İnsan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, kültür ve uygarlıklarını, sosyal – ekonomik yapılarını neden – sonuç ilişkisi içinde yer ve zaman göstererek inceleyen, elde ettiği bulguları, belgelere dayanarak objektif bir şekilde açıklayan sosyal bilim dalıdır.

Coğrafya: İnsanlar ve yer (mekan) ile bunlar arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalıdır. Yer ve insan, coğrafyanın konusunu oluşturur. Diğer bir anlatımla coğrafya, insanlar ile doğal çevre arasındaki ilişkileri inceleyen bilimdir.

Hukuk: İnsan topluluklarında, kişiler arasındaki ya da kişilerle devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen ve uyulması devletin yaptırım gücüyle sağlanmış bulunan izin verici, düzenleyici davranış kurallarını inceleyen bilim dalıdır.

Devamı için tıklayın

YASAMA

      Millet, kendi hâkimiyetine dayanarak ka­nun yapma yetkisini kabul ettiği bir organa verir. Anayasamıza göre, yasama organı TBMM'dir. Bu yetki devredilemez. TBMM genel oyla se­çilen 550 milletvekilinden oluşur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi ,hükümetin yaptığı işleri meclis araştırması, meclis soruş­turması ve gensoru yollarıyla denetler. Yapılan işlerde yetkiyi kötüye kullanma ya da yasalara ay­kırı bir durum bulunduğunda meclis, hükümeti "güvenoyu vermemek" yoluyla düşürebilir

Devamı için tıklayın

CUMHURİYETİN TEMEL İLKELERİ

 Demokratik Devlet

  • Demokrasi; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasıdır.
  • Demokrasilerde belli dönemlerde yapılan seçimlerle halk temsilcilerini belirler. Böylece millet temsilcileri aracılığı ile kendi kendini yö­netir.
  • Vatandaşlar kanunlara göre seçme ve se­çilme hakkını kullanır. Herhangi bir baskı olma­dan istediği siyasi partiye oyunu verir. Aynı zamanda istediği siyasi partiye üye olabilir ve partisi için çalışabilir.
  • Herkesin eşit oy hakkı vardır. Seçimlerde oylama gizli, oy sayı­mı ise açık yapılır.    Demokrasilerde, devleti yö­netme yetkisi hiçbir zaman bir kişiye veya belirli bir zümreye bırakılamaz.
  • Demokrasilerde, kişiler özgürce düşünür ve düşündüğünü ifade eder.
  • Demokrasinin Temel İlkeleri Millî Egemenlik
  • Demokraside egemenlik millete aittir. Mil­let bu hakkını temsilcileri (milletvekilleri) aracılı­ğıyla kullanır. Yönetenler, gücünü milletten alır. Hiçbir kimse, zorla iş başına gelemez. Bu esas, anayasamızda şöyle belirtilmiştir: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."

 

Devamı için tıklayın

 

Önemli buluşlar

Pusula

Pusula görünüşte çok basit bir alet olmasına karşın, sebep olduğu gelişmeler bakımından çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Çinliler tarafından bulunan pusula Talaş Savaşı'ndan sonra Müslüman Araplar tarafından öğrenilmeye başlanmıştır. Haçlı Seferlerinden sonra Avrupalılar pusulayı kullanmaya başlamışlardır.

Pusulanın kullanılmasından sonra gemiciler açık denizlere açılmaya başlamıştır.

Dünyanın bilinmeyen bölgelerine gidilmiş ve yeni kıtalar keşfedilmiştir

Devamı için tıklayın

OSMANLI’DA EĞİTİM KURUMLARI

Sıbyan Mektebi: Şimdiki İlköğretim kurumlarıdır. Hemen her mahallede bulunurdu. Okuma-yazma öğretilen okullardır. Günümüzdeki ilkokul seviyesinde eğitim verirdi.

Medrese: Medreseler orta ve yükseköğretim kurumlarıydı. Padişahlar, vezirler ve varlıklı kimseler tarafından yaptırılırdı. İstanbul’un en büyük medreseleri Fatih ve Kanuni dönemlerinde yaptırıldı. Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan

Sahn-ı Seman Medresesi ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Sahn-ı Süleymaniye Medresesi dönemin ünlü medreseleriydi. Bu medreseler zamanın üniversiteleri niteliğindeydi. Medreselerde İslami bilimler (Kur’an, kelam, hadis, tefsir, fıkıh) ve pozitif bilimler (matematik, astronomi, tıp, tarih, coğrafya vb.) dersler okutulurdu. Medreselerden mezun olanlar kadı, kazasker, müftü, müderris vb. olurlardı. Medreselerde ders veren öğretmenlere “müderris” denirdi.

Devamı için tıklayın

KEŞİFLER

İlk keşif seyahatleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika sahillerinde 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Bu seyahatler sonucunda Kanarya ve Azor Adaları keşfedildi.Coğrafi Keşifleri ilk başlatanlar Portekizliler ve İspanyollar’dır.

Devamını okumak için tıklayın

KEŞİFLER

    • İlk keşif seyahatleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika sahillerinde 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Bu seyahatler sonucunda Kanarya ve Azor Adaları keşfedildi.

  • Coğrafi Keşifleri ilk başlatanlar Portekizliler ve İspanyollar’dır.

Portekizlilerin Keşifleri

  • Portekizli Bartelmi Diyaz, Afrika’nın güneyini dolaşarak Ümit Burnu’nu buldu (1486). Böylece Hindistan’a deniz yolu ile ulaşma imkânı elde edilmiş oldu{goster}Yazının devamı İçin Üye Girişi Yapın yada Kayıt Olun !{/goster}
    {gizle}
  • Portekizli Vasko dö Gama, Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan’ın Kalküta Limanı’ndan Portekiz’e ulaştı. Böylece Hint Deniz Yolu’nu buldu (1497).
  • Portekizliler Güney Amerika’da Brezilya’yı da keşfettiler (1500).

İspanyolların Keşifleri

  • Kristof Kolomb 1492 yılında Amerika’nın orta ve güney kıyılarını buldu, fakat yeni bir kıta bulduğunu anlamadı.
  • Kristof Kolomb’un ölümünden sonra Ameriko Vespuçi adında bir İtalyan gemici, Amerika’nın yeni bir kıta olduğunu ilan etti (1492–1502). Bu yeni kıtaya Amerika denildi.
  • Portekizli Macellan ve Del Kano, Dünya’yı dolaşarak yuvarlak olduğunu ispatlamak için 1519’da Atlas Okyanusu’na açıldı. Filipin adalarında yerlilerle yapılan savaşta Macellan hayatını kaybetti. Dünya gezisini Del Kano tamamladı. Böylece dünyanın çevresi ilk kez dolaşılarak yuvarlak olduğu ispatlandı (1519–1522).

NOT: Hollandalılar Güney Asya ülkelerini, İngiliz ve Fransızlar da Kuzey Amerika’nın iç kısımlarını keşfettiler.

Coğrafi Keşiflerin Sonuçları

  1. Keşifler, dünya tarihinde önemli sosyal, siyasal, ekonomik ve dini değişikliklere neden olmuştur. Bu durum, keşiflerin evrensel yönünü ortaya koymaktadır.
  2. Eski ticaret yolları değişti. Akdeniz, doğu-batı ticaretindeki önemini kaybetti. Baharat ve İpek Yolları önemini kaybetti.
  3. Atlas Okyanusu Limanları önem kazandı.
  4. Keşif yapan milletler, keşfettikleri ülkeleri ele geçirerek sömürge imparatorlukları kurdular (en önemlileri; İspanya, Portekiz, İngiltere, Fransa).
  5. Yeni ülkelerde bol olarak bulunan altın ve gümüş gibi madenler, Avrupa’ya getirildi ve ticaretle uğraşan burjuva sınıfı zenginleşti. Bunlar soyluların topraklarını satın aldılar ve soylular eski güçlerini kaybettiler.
  6. Burjuva sınıfının zenginleşmesi sonucu Avrupa ürünleri yeni pazarlar bulmuştur. Bu da Sanayi Devrimi’ne ortam hazırladı.
  7. Amerika, Avustralya, Antarktika gibi yeni kıtalar, yeni ticaret yolları, yeni uygarlıklar (Aztek, İnka, Maya vb.) bulundu ve tanındı.
  8. Domates, vanilya, patates, tütün gibi yeni bitkiler ile yeni hayvan türleri tanındı ve Avrupa’ya taşındı.
  9. Dünyanın yuvarlak olduğu kanıtlandı.
  10. Keşfedilen yerlere, özellikle Amerika’ya Avrupa’dan göçler olmuş, bu durum Avrupa kültür ve medeniyetinin yayılmasını sağladı. Avrupa’da işsizlik azaldı.
  11. Hıristiyanlık yayıldı. Ancak bazı bilimsel gerçeklerin (Dünya’nın düz olduğu gibi) ortaya çıkması sonucu Hıristiyanlık dini zayıfladı, kiliseye ve din adamlarına duyulan güven azaldı.
  12. Zenginleşen Avrupalılar, kültür ve sanat hareketlerini destekledi. Böylece Avrupa’da Rönesans’ın doğmasına ortam hazırlandı.

Osmanlı Ordusu (Kısa anlatım)

Osmanlı ordusu Kara Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri olmak üzere iki ana bölüme ayrılırdı.

A-Kara Kuvvetleri

Osman Bey devrinde düzenli bir ordu yoktu. İlk düzenli  ordusu, Orhan Bey zamanında Yayalar (piyadeler) ve Müsellemler (atlılar) adıyla kurulmuştur.
I.Murat Kapıkulu Ocaklarını kurdu.

1-Kapıkulu Askerleri:

Başlangıçta savaş esirleri arasından seçilenlerden oluşurdu (Pençik Sistemi).  Ancak I. Mehmet zamanında hazırlanan “Devşirme Kanunu” ile Hıristiyan halk arasından seçilen gençlerden oluşturulmaya başlanmıştır.
Kapıkulu askerleri padişaha bağlı olup üç ayda bir “ulufe” denen maaşı alırlardı. Bu askerler özel olarak yetiştirilirlerdi.
Kapıkulu Askerleri Piyade (yaya) ve Süvari (atlı) olmak üzere ikiye ayrılırlardı.

a-Kapıkulu Piyadeleri

●Acemi Oğlanlar Ocağı: Devşirme kanununa göre toplanan Hıristiyan çocukları bu ocakta eğitilir ve kabiliyetlerine göre diğer ocaklara gönderilirdi.

●Yeniçeri Ocağı:  Ocaklar içerisinde en önemlisi idi. Yeniçerilerin komutanı Yeniçeri Ağası idi. Yeniçeriler savaşta padişahın otağının yanında bulunurlardı. Barış zamanında İstanbul’da şehrin güvenliğini sağlarlardı. Ayrıca yangın söndürme gibi işlere de bakarlardı.

●Topçu Ocağı:  Top döken, topçulukla ilgili malzemeleri hazırlayan ve savaşlarda topları kullanan sınıftır.

●Top Arabacıları Ocağı:  Sefer sırasında topları savaş bölgesine götüren sınıftır.

●Humbaracı Ocağı: Havan topları (Humbara) ve el bombası yapımı ile uğraşılardı. Komutanlarına Humbaracıbaşı denirdi.

●Cebeci Ocağı: Ordunun silahlarını hazırlayan ve savaş alanına taşıyan sınıftır. Komutanlarına Cebecibaşı denirdi.

●Lağımcı Ocağı: Kuşatma sırasında tüneller kazarak kale duvarlarını çökertmekle görevli olan sınıftır

b- Kapıkulu Süvarileri

●Sipah-Silahtar:  Savaşta hükümdarın sağında ve solunda bulunarak hükümdarı korurlardı.

●Ulufeciler: Savaşta saltanat sancaklarını korurlardı.

●Garipler:  Savaşta ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı.

2-Yardımcı Kuvvetler

Yardımcı kuvvetlerin en önemli kısmına bağlı beylik ve eyaletlerden gönderilen askerler oluştururdu.

3-Eyalet Askerleri

●Tımarlı Sipahiler: Merkeze bağlı eyaletlerde dirlik sahiplerinin besledikleri atlı askerlerdir. Bu sınıf tamamen Türklerden oluşup, Osmanlı ordusunun asıl gücünü oluştururdu. Tımarlı sipahiler barış zamanında bulundukları sancakların güvenliklerini sağlar, savaş zamanında ise bağlı bulundukları sancakbeyi ve beylerbeyinin emrinde savaşa katılırlardı.

●Akıncılar: Sınırda otururlardı. Sınırları  korumak, düşman topraklarına akınlar düzenler ve düşman hakkında bilgi toplar.

●Azaplar: Ordunun ön saflarında bulunur ve ilk hücumu karşılarlardı.

●Yörükler:Yol ve köprü yapımından sorumludur

●Sakalar: Su dağıtımından sorumludur.

●Deliler: Sınır ve sınıra yakın yerlerde otururlardı. Düşmana korkusuzca saldırmaları nedeni ile, deli olarak adlandırılmışlardır.

B- Donanma

● Osmanlı Devleti’nde ilk donanma faaliyetleri Orhan Bey zamanında Karesi Beyliği’nin alınması ile başlamıştır.
● İlk Osmanlı tersanesi, Yıldırım Bayezid zamanında Gelibolu’da kurulmuştur.
●Osmanlı donanması, Kanuni zamanında altın çağını yaşamıştır.
●Donanmanın başkomutanına “Kaptan-ı Derya” veya Kaptan Paşa denirdi. Donanmanın diğer komutanlarına “Reis” askerlerine ise “Levent” denirdi.

Content 7

Sosyalbilge Sayfamızı Beğenin

Özel Arama

Son Yorumlar

Makale Görünüm Sayısı
1215616

20 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Duyuru

Sitemiz forum sayfaları açılmıştır . Sitemizden daha iyi yararlanmak için üye olunuz.

iyi vakit geçirmeniz dileği ile

sosyalbilge.com

Atatürk Resimleri

Son Üyeler

  • gurolg
  • ali kemal
  • gaye69
  • sosyalcii
  • papatya
  • pankuş01